Toplumsal Devrim Çağında Dünya ve Türkiye

Toplumsal Devrim Çağında Dünya ve Türkiye

1960 Sonrası Dünyadaki Gelişmeler

    Yumuşama ( detant ) uluslararası ilişkilerde, Blokların gerginliğini azaltmak için karşılıklı görüşmeleri tercih ettikleri bir  dönemdir. Yumuşama politikasının ortaya çıkmasında konvansiyonel silahlardan nükleer silahlara geçiş ve Bloklar içerisindeki siyasi çekişmeler önemli bir etken olmuştur.

    ABD Başkanı John Fitcgerald Kennedy ve SSCB Başkanı Nikita Kruşçev,1961 yılında bir araya gelerek yumuşama sürecini başlattılar.

    Doğu ve Batı Bloku arasındaki ilk ilişkiler, 1958 Berlin Buhranı sonrasında Cenevre’de yapılan toplantılarla başlamıştır. ABD’nin 1968’deki Nixon - Kiisenger Doktrini’ne göre SSCB ile  ilşkilerde; realizm, ölçü ve bağlantılılık ilkeleri geçerli olacaktır.

 

Yumuşama Dönemi Politikaları

    Japonya’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda ABD’li masa tenisçileri ( ping - pong ) Çin’in davet etmesi ve ardından da ABD’nin Çin’e uyguladığı ticari ambargoyu kaldırması iki devlet arasındaki ilişkileri geliştirdi. Bunun üzerine  Çin daha önce ayrıldığı BM’ye tekrar üye oldu.

 

Stratejik  Silahların Azaltılması Görüşmeleri

    1963’te  ABD, SSCB ve İngiltere arasında Moskova’da ilk kez “Nükleer Denemelerin Kısmen Yasaklanması Antlaşması” imzalanmış ancak bu antlaşmadan sonra devletler nükleer alanda yarışa devam etmişlerdir.

    Nükleer silahların sınırlandırılması konusunda 1969’da Helsinki’de ABD - SSCB  arasında gerçekleştirilen SALT - I ( strategic - Arms Limitation Talks - Stratejik Silahları Azaltma Görüşmeleri ) önemli bir aşama olmuştur.

    Sadece savunma füzelerinin sınırlandırılmasının kararlaştırıldığı SALT - I  Antlaşması 26 Mayıs 1972 tarihinde Moskova’da ABD Başkanı Nixon ile SSCB Komünist Partisi Genel Sekreteri Brejnev arasında imzalanmıştır.

    1979’da ABD Başkanı Jimmy Carter ile SSCB Komünist Partisi Genel Sekreteri Brejnev arasında Viyana’da imzalanan SALT - II Antlaşması imzalanmıştır.

    Bu antlaşma ile uzun menzilli nükleer silahlar sınırlandırılmıştır. Ancak SSCB’nin 1979’da Afganistan’ı işgal etmesi nedeniyle ABD Kongresi bu antlaşmayı onaylamıştır.

 

Helsinki Konferansı

    Her iki blok arasında başlayan Yumuşama Dönemi’ni fırsat bilen diğer Avrupa ülkeleri iki blok arasındaki sorunların çözümü için Helsinki’de bir araya geldiler. Yapılan görüşmeler sonucu “Helsinki Nihai Senedi” imzalandı.

    Buna göre;

    Konferansa katılan devletler birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğe saygı duyacak
    Devletler sorunları tehdit ve kuvvet kullanarak değil, barışçıl yollardan çözmek için uğraşacak
    Katılan devletler birbirlerinin iç ya da dış politikalarına müdahalede bulunmayacak. Her devlet ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı yapmadan temel özgürlüklere ve insan haklarına saygı gösterecek.

 

Yumuşama Dönemi Çatışmaları

U-2 Krizi

    1960’lı yıllarda dünya devletleri, Doğu - Batı ilişkilerinin toplanacak bir Zirve Konferansı yoluyla geliştirilmesi görüşünde birleşmiş ancak ABD U-2 casus uçağının SSCB tarafından düşürülmesi, zirvenin gidişatını olumsuz etkilenmiştir.

    5 MAyıs 1960’ta SSCB lideri Kruşçev bu olay nedeniyle ABD Hükumetinden özür dilemesini istemiş, ADB başkanı eisenhower’dan ret cevabı almıştır.

 

Küba Buhranı

    SSCB, 1962 yılında Küba’ya füzelerini yerleştirmeye başladı. Bunun üzerine her iki taraf arasında yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamayınca ABD Küba kıyılarına savaş gemilerini gönderdi. Ancak nükleer savaş ihtimaline karşı her iki ülke de geri adım atmak zorunda kaldı. bunun üzerine SSCB Küba’daki füzelerini, ABD ise Türkiye’de bulunan Jüpiter füzelerini sökme kararı aldı.

    Krizin sona ermesiyle;

    – SSCB’nin lideri Kruşçev, Küba’daki füzelerin söküleceğini ilan etti.
    – ABD ile SSCB arasında yaşanabilecek bir nükleer savaş tehlikesi ortadan kalktı.
    – Rus bombardıman uçakları Küba’yı terk ederken ABD de Küba’ya karşı uyguladığı deniz ablukasını kaldırdı.
    – SSCB’ye komünist davaya ihanet etmekle suçlayan Çin ile SSCB arasında güven bunalımı başladı ve bu durum Küba’yı Çin’e yöneltti.
    – Türkiye bu olay sonucunda iki süper güç tarafından sıkışıp kaldığını gördü ve gerektiğinde ABD’nin SSCB ile bir pazarlığa oturduğunda Türkiye’yi feda edebileceğini gördü.
    – Küba Krizi’nin zirveye çıktığı 27 Ekim 1962 “Nükleer savaşın eşiğinden dönülen gün” olarak silahsızlanma çabalarının başlangıcı sayıldı.

 

Vietnam Savaşı

    – Daha önce Fransa’nın sömürgesi olan Vietnam, Cenevre Antlaşması ile Kuzey ve Güney Vietnam adı altında bağımsız olmuştur. ( 1954 )
    – 1957’de Cenevre Antlaşması ile Vietnam’ın birleştirilmesi kararı alınmasına rağmen Güney Vietnam birleşmeye karşı çıkmış, bunun üzerine Kuzey Vietnam gerilla savaşını başlatmıştır.
    – ABD güvenliğini ve milli menfaatlerini sağlamak gerekçesiyle Güney Vietnam’ın yanında Kuzey Vietnam’a savaş açmıştır. ( 1965 )
    – ABD’nin Vietnam’a asker göndermesi özellikle büyükşehir ve üniversitelerde büyük bir tepkiyle karşılanmıştır.
    – Muhammed Ali’nin Vietnam Savaşı’na gitmemesi dünya şampiyonluğunun elinden alınmasına ve boks lisansının iptal edilmesine neden olmuştur.
    – SSCB ve Çin’in ABD ile yakınlaşması üzerine Vietnam Barışı Paris’te imzalanmıştır. ( 1973 )
    – Antlaşmaya göre; ABD Vietnam’dan çekilecek,esirler karşılıklı geri verilecek,Kuzey ve Güney Vietnam arasında yapılacak görüşmelerle birleştirme gerçekleştirilecekti.
    – Savaş nedeniyle Vietnam toprakları uzun yıllar üzerinde hiçbir bitki yetişmeyecek duruma gelmiştir. ( ABD 7 milyon ton bomba atmıştır. )
    – 1975’te Kuzey Vietnam’ın güney Vietnam’ı ele geçirmesiyle 1976’da iki devlet birleşerek “Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti” adını almıştır.

 

Keşmir Meselesi

    İngilizlerin bölgeyi terk etmesinden sonra bölgede Hindistan ve Pakistan kuruldu. Aralarında toprak sorunu yaşadılar. Müslümanların yoğun olduğu Bangladeş Pakistan’a verildi. Keşmir ise Birleşmiş Milletler denetimine bırakıldı orda yaşayanların kendi geleceklerini belirlemeleri için referanduma karar verildi; ancak Hindistan buna yanaşmadı. Ve günümüze kadar gelen Keşmir sorunu başlamış oldu. Günümüzde de bu sorun devam etmektedir. Keşmirliler de bağımsızlık mücadelesi sürdürmektedir.

 

Afganistan’ın SSCB Tarafından İşgali

    – Afganistan 19.yy’da kuzeyden Rusya’nın, güneyden İngiltere’nin yayılmacı politikalarının hedefi olmuştur.
    – 1978 yılı sonlarında Afgan halkının SSCB yanlısı yönetime karşı direnişe geçmesi üzerine Basra Körfezi ve Orta Doğu petrollerine hakim olmak isteyen SSCB Afganistan’ı işgal etmiştir.
    – Afganistan sorununu çözmek amacıyla BM gözetiminde Afganistan, Pakistan, ABD ve SSCB’nin katılımıyla “Cenevre Anlaşması” imzalanmıştır.
    – Bu anlaşmaya göre; SSCB askerleri 1988 - 89 yılı içerisinde Afganistan’dan çekilmişler ve mücahit gruplar birleşerek hükümeti kurmuşlardır. Fakat iktidar mücadeleleri hala devam etmektedir.

 

1960 sonrası Türkiye’de Yaşanan Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Gelişmeler

Türkiye - ABD İlişkileri

    1960’lı yıllardan itibaren Türk - Amerikan ilişkilerinde Kıbrıs Meselesi önemli rol oynadı.

    “Küba Krizi”ne bağlı olarak 1963’te Türkiye’deki ABD’ye ait Jüpiter füzelerinin bilgi verilmeden sökülmesi ve Türk - Yunan meselelerinde ABD’nin Yunan yanlısı politikası iki ülke arasında güven bunalımını doğurdu.

    Bu dönemde Kıbrıs meselesinde ABD’nin tavrını ortaya koyan Johnson Mektubu ve 1975 – 1978 yılları arasındaki ambargo dönemi Türk – Amerikan ilişkilerinde sarsıntılara yol açtımıştır. Nektupta ABD ‘nin Türkiye’ye sağladığı askeri malzemenin  bu müdahale de kullanılmasına izin verilmeyeceği belirtilmiştir. Mektubun ardından Türkiye müdahale kararından vazgeçmiştir.

 

Türkiye - SSCB Münasebetleri

    1950 – 1964 arası dönemde Türk - SSCB münasebetlerinde 1950 ile 1960 arasında Ortadoğu’da ortaya çıkan gelişmelerinin ortaya çıkardığı huzursuzluk devam etti. 1964’e kadar SSCB Türkiye’nin Kıbrıs’ı bir NATO üssü haline getirmesinden korktuğu için, Kıbrıs konusunda Türkiye aleyhinde bir politika izlemiş, Türkiye’nin adaya müdahalesine karşı çıkmıştır. Bu arada ABD ile Kıbrıs sorunundan dolayı yaşanan gelişmeler ve özellikle Johnson Mektubu Türkiye’nin SSCB ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine yol açacaktır. 1964 – 1970 arasında karşılıklı ziyaretlerle ortaya çıkan olumlu hava 1970’li yıllarla birlikte, yerini tekrar durgunluk ve soğukluk dönemi başlamıştır. 1974 Kıbrıs Harekâtı’na SSCB’nin karşı çıkması, Türk askerinin adadan çekilmesini istemesi, Garanti Antlaşmasını geçeriz sayması ve Kıbrıs meselesinin milletlerarası bir konferansta ele alınmasını istemesi Türk – SSCB ilişkilerinde tekrar soğukluğa yol açmıştır.

 

Türk - Yunan İlişkileri

Kıbrıs Sorunu

    – 1571’de Türk hakimiyetine giren Kıbrıs 1878 Berlin Antlaşması’nda arabuluculuk yapan İngiltere’ye geçici olarak bırakılmış,Osmanlının I. Dünya Savaşı’na girmesini fırsat bilen İngiltere 5 Kasım 1914’te Kıbrıs’ı ilhak ettiğini açıklamıştır.

    – İngiliz yönetimindeki Kıbrıs Rumları Enosis Politikası ( Kıbrıs’ı Yunanistan’a dahil etme ) doğrultusunda faaliyetlerde bulunmuşlardır.

    – 1960’tan önce Yunanistan’ın Kıbrıs konusundaki isteklerinin BM tarafından reddedilmesi üzerine Rumlar “EOKA” örgütünü kurmuşlardır.

    – Bu örgütün amacı İngiltere’yi Kıbrıs’tan atmak,Türkleri yok etmek ve “Enosis Politikası”nı gerçekleştirmektir.

    – Kıbrıs Meselesi’nin çözümü için Türkiye - Yunanistan - İngiltere arasında yapılan “Zürih” ve “Londra” Antlaşmaları doğrultusunda Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. ( 1960 ) ( Cumhurbaşkanı: Rum lider Makarios, Yardımcısı: Türk lider Dr.Fazıl KÜÇÜK )

    – Kıbrıs’ta sağlanan barış ortamı uzun sürmemiş EOKA faaliyetlerini artırmış, Kıbrıs Türkleri de bu faaliyetlere karşı 1955’te kurulan “Türk Mukavemet Teşkilatı” vasıtasıyla karşı koymaya çalışmıştır.

    – Devam eden olaylar yüzünden Rumlarla bir arada yaşamanın mümkün olamayacağını anlayan Kıbrıs Türkleri “Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi”ni kurmuşlardır. ( 28 Aralık 1967 ) ( Başkanı: Dr.Fazıl KÜÇÜK, Yardımcısı: Rauf DENKTAŞ seçilmiştir. )

    – Yunanistan’ın desteğiyle “Enosis”i gerçekleştirmek isteyen EOKA üyeleri 15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı bir darbe gerçekleştirerek “Kıbrıs Elen Cumhuriyeti” ni ilan etmişlerdir. ( Cumhurbaşkanı: Nikos Sampson )

    – Bu gelişmeler üzerine Türkiye;Enosis’e engel olmak, barışı yeniden kurmak ve Türklerin güvenliğini sağlamak amacıyla “Kıbrıs Barış Harekatı” nı başlatmıştır. ( 20 Temmuz 1974 )

    – Harekat sonucunda kuzeye yerleşen Türkler; Rauf DENKTAŞ’ın liderliğinde “Kıbrıs Türk Federe Devleti”ni kurmuştur. ( 13 Şubat 1975 )

    – Türklerin adadaki siyasi varlığı Rumlar tarafından kabul edilmediği gibi BM Genel Kurulu 13 Mayıs 1983’te Kıbrıs Rumlarını Kıbrıs Hükümeti olarak tanıma kararı almıştır.

    – Bu gelişmeler üzerine Türk Toplumu da 15 kasım 1983’te “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” ni kurmuştur. Aynı gün Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmıştır.

 

Ege Adalarının Silahlandırılması Meselesi

    Lozan Antlaşması’yla Ege Denizi’ndeki Türkiye’ye bırakılan Bozcaada, Gökçeada ve İtalya’nın sahip olduğu Meis ve Oniki Ada dışında kalan diğer adalar Yunanistan’a bırakılmıştır.

    1947 yılında ise Meis ve Oniki Ada’da Yunanistan’a bırakılmıştır.

    Yunanistan özellikle 1963 Kıbrıs Bunalımı’ndan itibaren Ege Denizi’nde Türkiye kıyılarına yakın olan adalarla birlikte 1947’de İtalya’dan aldığı Meis ve Oniki Ada’yı, Lozan Antlaşması’na aykırı olarak gizlice silahlandırmaya başlamıştır.

    Fakat Yunanistan 1974’ten itibaren, Ege adalarını silahlandırmaya devam etmiş ve adaları NATO tatbikatları kapsamına aldırtarak silahlanma faaliyetleri meşrulaştırmak istemiştir.

    Yunanistan, 1980’de tekrar NATO’nun askeri kanadına dönmüş ve Limni Adası’nı NATO savunma sistemi kapsamına aldırtmayı amaçlamıştır. Türkiye ise Limni Adası’nın statüsünün değiştirilmesine karşı olduğunu kesin olarak belirtmiştir.

 

Kıta Sahanlığı Sorunu

    – Yunanistan 1961’den itibaren şirketlere Ege Denizi’nde petrol arama ruhsatı vererek,Türkiye ile olan deniz sınırlarını kendisine göre belirlemeye çalışması iki ülke arasında anlaşmazlığa sebep olmuştur.

    – Yunanistan’ın bu faaliyetleri üzerine Türkiye de 1973’te Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına Ege’nin açık deniz sularında ve kendi kıta sahanlığında petrol arama ruhsatı vermiştir.

    – Yunanistan’ın bu duruma itiraz etmesi iki ülke arasında “Kıta Sahanlığı Sorunu”na sebep olmuştur.

    – 1974 Kıbrıs Barış Harekatı gerginliği daha da artırmıştır.

    – 1976’da Türkiye’nin Sismik-I adlı araştırma gemisiyle Ege Denizi’nde bir araştırma yapması üzerine Yunanistan; BM Güvenlik Konseyi ve Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na başvurmuştur.

    – İki ülke arasında imzalanan Bern Deklarasyonu ile taraflar Ege Denizi’nde kıta sahanlığı ile ilgili hiçbir faaliyette bulunmamayı kabul etmişlerdir.

 

Kara Sularının 12 Mile Çıkarılmadı Sorunu

    – Lozan Antlaşması’yla Ege Denizi’nde kara suları genişliği 3 mil olarak kabul edilmiştir.

    – Bu genişlik 1936’da Yunanistan, 1964’te Türkiye tarafından 6 mile çıkarılmıştır.

    – 1974’ten itaberen Yunanistan değişik dönemlerde kendi kara sularını 12 mile çıkaracağını ileri sürmüş, bu durum Türkiye tarafından tepkiyle karşılanmış ve Türkiye kara sularının 6 milden daha yukarıya çıkarılmasını savaş nedeni sağlayacağını ilan etmiştir.

 

Ege Havası ( FIR HAttı - Uçuş Bilgi Bölgesi ) Sorunu

    1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında bu sorun ortaya çıkmıştır. Türkiye bu harekat sırasında NATOM ( Havacılara İhbar Bildirimi ) sonucunda kendine ait yeni bir FIT hattı oluşturdu. Buna göre,  Türkiye yönüne uçan her uçak Türk kıyılarına 50 mil kala durumunu ve uçuş planını Türk yetkililerine bildirmek zorundaydı. Yunanistan ise Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Ege Denizi’ni “tehlikeli bölge” ilan ederek hava sahasını tüm uçuşlara kapattığını açıkladı. Ancak bu karardan her iki ülkede zarar görünce 1977’de yapılan görüşmeler sonucu her iki ülkenin daha önce aldığı kararlar geçersiz sayıldı ve Ege hava sahası trafiğe tekrar açıldı.

 

Ermeni İddiaları

    – Ermeni diasporası ( Türkiye ve Ermenistan dışında yaşayan Ermeniler ) Ermeni iddialarını dünyaya tanıtmak ve Türkiye’ye kabul ettirmek. Türkiye’den tazminat ve toprak almak ve son aşamada büyük Ermenistan hayalini gerçekleştirmek amacıyla “Ermenistan Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu” adı verilen “ASALA” terör örgütünü kurmuşlardır.

    – ASALA’nın 1973’te başlatarak 1994 yılına kadar devam ettiği terör faaliyetlerinde çoğu diplomat olan 35 Türk şehit edilmiştir.

 

Önceki KonuEbru Sanatı Nedir?
Sonraki KonuEmpati Nedir ve Neden Önemlidir?
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış, ilk yorum yapan siz olun...
Yorum Yapın
E-posta hesabınız yayınlanmıyacaktır.
Web site zorunlu değildir.
Güvenlik kodu